Gazete Selçuk

KTO Karatay Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Şahin AKINCI Açıklama Yaptı

dekansahinakıncıKTO Karatay Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Şahin AKINCI son yaşanan durumlarla alakalı açıklama yaptı işte o açıklama;

”Sevgili öğrenciler,
KTO Karatay Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanlığı’ndan alınmama ilişkin Mütevelli Heyet Kararı YÖK’e gönderildi ve bu kararın bir sureti 17 Nisan 2013 Çarşamba günü öğleye doğru şahsıma tebliğ edildi. Vakıf Üniversitelerinde dekan atama ya da dekanlıktan alma işlemi mütevelli heyet kararı ile olur. Ancak bu kararın YÖK tarafından onaylanması gerekir. YÖK onaylamadığı takdirde kararın bir anlamı kalmamaktadır.
Bildiğiniz üzere karar şahsıma tebliğ edildikten sonra, YÖK onayının ne zaman geleceğini bilemediğim için “hoca bizimle vedalaşmadan, helalleşmeden ayrıldı” diyen olmasın düşüncesiyle sizlerle vedalaştım. Çünkü Çarşamba ve Perşembe günleri dersim yok. Salı günü resmi tatil, Pazartesi günü ise Senato tarafından tatil edildi.
Vedalaşma sonrasında hiç beklemediğim bir tepki ve infial ile karşılaştım. Sınıflarda ağlayanlar, gözyaşları içinde yanıma gelenler, hocam bizi bırakma diyenler beni derinden etkiledi. Öncelikle bu hassasiyetinizden dolayı hepinize teşekkür ediyorum. Bu arada bir kısım öğrencilerim yanıma gelerek ya da telefon ederek bu işleme karşı tepki göstereceklerini sessiz kalmayacaklarını söylediler ve benden nasıl hareket etmeleri gerektiğini sordular. Benzer tepkileri pek çok velimiz de gösterdi. Ben bu konuda herkese, “Hayatımın hiçbir döneminde kendi problemlerimi çözmek için başkalarını kullanmadığımı, öğrenciyi hiç kullanmadığımı, bu nedenle hiç kimseden benim için bir şey yapmasını istemediğimi, böyle bir şeye hakkım olmadığı gibi sizden bir şey isteme yetkimin de bulunmadığını, YÖK kararı gelinceye kadar görevimin başında olacağımı, karar tebliğ edildikten sonra da dava açacağımı” söyledim. Fakat beni arayan ya da benimle görüşen herkes “bu meselenin benim olduğu kadar kendilerinin de meselesi olduğunu, bu fakülteye iyi bir eğitim almak için geldiklerini, tabelaya bakarak değil, öğretim üyesi kadrosuna bakarak tercihte bulunduklarını, yapılan işlemin kendi haklarını da ihlâl ettiğini, eğitim öğretim dönemi devam ederken yapılan bu işlemin en çok öğrencileri mağdur edeceğini” söyleyerek, “ben ne dersem diyeyim haklarını arayacaklarını” ifade ettiler. Hukuk Fakültesinde hakkı, hukuku, adaleti, hak aramanın önemini anlatan bir hoca olarak bu beyanlara karşı söyleyecek sözüm olamazdı. Ancak benimle görüşen herkese haklarını arayacaklarsa meşru çizgide kalmalarını, hukukun dışına çıkmamalarını, olayın siyasi bir yönünün olmadığını bu nedenle siyasallaştırılmasına müsaade etmemelerini özellikle tembih ettim. Sonradan öğrendim ki kendileriyle görüşülen diğer öğretim üyesi arkadaşlar da aynı şeyleri söylemişler.
Ben ve diğer öğretim üyesi arkadaşlarım bu konuda hiçbir öğrenciyi yönlendirmediğimiz halde, yapılacak en küçük bir hareketin bile bazı kişiler tarafından bize mal edilmeye çalışılacağından emindim. Nitekim Perşembe günü odamda otururken bazı sesler ve gürültüler duydum. Ne oluyor diye sorduğumda “öğrencilerin üçüncü katta yapılmakta olan bir panele katılmak istedikleri ancak güvenlik görevlileri tarafından merdivenler tutularak yukarı çıkmalarına müsaade edilmediği, bu yüzden de protestoya başladıkları” söylendi. Olayı o esnada öğrenmiş olmama rağmen birilerinin “öğrencileri tahrik ediyor” demelerinden endişe ettiğim için odamdan çıkarak yanınıza gelmedim. Çünkü ben size ne söylersem söyleyeyim kanaat değişmeyecekti. Nitekim öyle de oldu. Ne yazık ki bu yönde bir takım beyan ve açıklamalar cılız da olsa kulağıma gelmeye başladı.
Bir diğer endişem ise bu olayın siyasallaştırılması idi. Hepinizin bildiği gibi bu olayın en azından bizim açımızdan hiçbir siyasi yönü bulunmamaktadır. Sağcısı solcusu, taraflısı tarafsızı pek çok öğrencinin bu meseleye sahip çıkarak bize destek olmaları bunun en açık göstergesidir. Ancak bu olayı birilerinin siyasi bir zemine çekmeye çalışacağı ve bundan siyasi rant elde etme gayreti içinde olacağı yönünde ciddi endişelerim bulunmaktadır. Bu nedenle olayın siyasallaştırılmasına müsaade etmemenizi özellikle istirham ediyorum. Bildiğiniz üzere ben sizlere her zaman siyasi görüşünüzün benim için bir önemi olmadığını, bölücü ve vatan haini olmamak kaydıyla hepinizin benim nazarımda bir olduğunuzu, günlük kısır siyasi çekişmeleri bir kenara bırakarak mili meselelerde birlik ve beraberlik içinde olmanız gerektiğini söyledim. Düşünme işini başkalarına havale etmemeyi, yanlışı yapan kişi mensup olduğunuz grubun ya da oy verdiğiniz siyasi partinin lideri bile olsa bu yanlışa ortak olmamak gerektiğini öğretmeye çalıştım. Bunları en iyi sizler biliyorsunuz. Ama buna rağmen olayı provoke etmeye, siyasi zemine çekmeye ya da bu olayı siyasî bir olay gibi göstermeye çalışanlar çıkacaktır. Bu konuda hassasiyet gösterilmesini özellikle istirham ediyorum.
Bu noktada bir takım yanlış anlamalara mahal vermemek için görev sürem ile ilgili de açıklama yapmak istiyorum. Ben 2010 yılının Nisan ayında YÖK. m. 40/b ile, kadrom Selçuk Üniversitesi’nde saklı kalmak suretiyle KTO Karatay Üniversitesinde görevlendirildim. Daha sonra YÖK tarafından dekan olarak atandım. Bu arada 2010 yılında KTO Karatay Üniversitesi ile 4 yıllık sözleşme imzaladım. Sözleşmem 31 Temmuz 2014 yılında sona ermektedir. Dekanlık sürem ise 16 Aralık 2013 tarihinde dolmaktadır. YÖK. m. 40/b ile yapılan görevlendirmenin dekanlık ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Bu madde ders vermek üzere yapılan görevlendirmelerle ilgilidir. Dekan YÖK tarafından atanır ve bunun için 40/b görevlendirmesine ihtiyaç yoktur. Nitekim YÖK tarafından pek çok öğretim üyesi 40/b görevlendirmesi olmadığı halde başka üniversitelerdeki fakültelere dekan olarak atanmıştır. S:Ü. Hukuk Fakültesi öğretim üyesi iken Kocatepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne dekan olarak atanan Prof. Dr. Ali Şafak Balı bu örneklerden bir tanesidir. Bir öğretim üyesi dekan olarak atanmışsa bu atama 40/b görevlendirmesinin yerine geçmekte ve 40/b’ye göre yapılan görevlendirmenin süresi sona erse bile dekanlık görevi devam etmektedir. Şahsımla ilgili Mütevelli Heyet kararı da 14 Nisan’da dolacak olan 40/b görevlendirmemin yenilenmemesi, buna bağlı olarak Dekanlığımın da sonlandırılması için YÖK’e teklifte bulunulması yönündedir. Öğrendiğim kadarıyla karar YÖK’e gitmiş ancak Perşembe günü yapılan Genel Kurul gündemine alınmamıştır. Bunun sebebinin gündemin yoğunluğumu yoksa öğrencilerden ve velilerden YÖK’e giden mesajlar mı olduğunu bilemiyorum. Ancak hukukî durum şudur: Dekanlık görevinden alınmama ilişkin Mütevelli Heyet kararı YÖK tarafından onaylanıp bana tebliğ edilinceye kadar hukuken de fiilen de görevimin başındayım. Karar tebliğ edildikten sonra da elbette ki yasal yollara müracaat edilecektir. Ancak karar tebliğ edildikten sonra idare mahkemesinden yürütmeyi durdurma kararı çıkmazsa Fakülte’den ayrılmak zorundayım. Nitekim şayet Perşembe günü yapılan YÖK toplantısının gündemine bu konu alınsa ve görevden alınmam yönünde bir karar çıkmış olsaydı büyük bir ihtimalle Cuma günü itibariyle Fakülteden ayrılmam gerekecekti. Perşembe ve Cuma günü dersim olmadığı, pazartesi ve Salı günü de tatil olduğu için sizlerle vedalaşmam da mümkün olmayacaktı.
Bu olay münasebetiyle şahsıma en çok yöneltilen soru işlemin gerekçesidir. Mütevelli Heyet kararında bir gerekçe bildirilmemiş, “görülen lüzum üzerine” denilmiştir. Üniversite’nin basın açıklamasında da belirtildiği üzere ne Sayın Rektör ne de Mütevelli Heyet ile her hangi bir çatışmamız söz konusu değildir. Bu yüzden ne mütevelli heyet üyelerine ne de Sayın Rektöre bir kırgınlığım bulunmaktadır. İlgili mevzuata göre dekanlar atandıkları usule göre görevden alınırlar. Yani Vakıf Üniversitelerinde mütevelli heyet kararı ve YÖK’ün onayı ile… Bu işlemde yadırganacak bir taraf yoktur. Ancak yadırgadığım hususlardan biri işlemin zamanlaması olmuştur. Eğitim öğretim devam ederken böyle bir işlemin yapılması elbette ki en çok öğrenciye zarar verecektir. Öte yandan sözleşmemin bitimine bir yıldan daha fazla bir zaman kaldığı için Üniversite tazminat ödemek zorunda kalacak ve zarar görecektir. Yadırgadığım ikinci husus ise şudur: Zaman zaman yaşanan bazı sorunlardan sonra değerli mütevelli heyet başkanına “eğer bizden memnun değilseniz lütfen bildiriniz, dilediğiniz vakit helalleşerek ayrılabiliriz” dediğimiz, üstelik bunu müteaddit defalar tekrar ettiğimiz halde ayrılmamız yönünde bir talepte bulunulmamış, tam tersine memnun oldukları ifade edilmiştir. Hal böyle iken son anda bu tür bir işlemin yapılmasını ben de anlayabilmiş değilim.
Bir hususun özellikle bilinmesini istiyorum. Hayatımın hiçbir döneminde koltuk mücadelesi yapmadım. Hiçbir göreve aday ya da talip olmadım. Sadece görevden kaçamadığım zamanlarda bu tür görevleri kabul ettim. Dekanlığın sırtımda bir yük olduğunu, maddi ve manevi olarak yıprandığımı yakın arkadaşlarıma her zaman ifade ettim. Para derdinde de olmadım. Bazılarının zannettiğinin aksine Karatay Üniversitesi’nden aldığım ücret Selçuk Üniversitesi’nden alabileceğimden daha yüksek değildir. Gerek şahsıma gerekse Fakültemdeki diğer öğretim üyesi arkadaşlara başka Vakıf Üniversitelerinden çok daha cazip teklifler yapılmış, neredeyse iki kat ücret teklif edilmiş ancak Karatay Üniversitesi’ne verdiğimiz sözden dolayı bu teklifler reddedilmiştir. Hukuk Fakültelerine öğrenci kontenjanı verilebilmesi için kadrolu öğretim üyesi sayısı YÖK tarafından altıya çıkarılınca, Doç. Dr. İbrahim Dülger gözünü bile kırpmadan istifa ederek gelmiştir. Bütün bunların tek bir sebebi bulunmaktadır: KTO Karatay Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni hukuk fakülteleri arasında zirveye taşımak. Tüm çabalarımız bunun için olmuştur. Siz değerli öğrencilerimiz ve akademik personelimiz sayesinde hayal gibi görünen bu hedefi gerçekleştireceğimize inancımız tamdır.
Yine sıkça sorulan sorulardan bir tanesi de, olumsuz bir karar çıkarsı ne yapacağımız yönündedir. Sizlere her zaman söylediğim gibi rızkı da hayatı da veren de alan da Cenabı Allah’tır. O istemeden hiç kimse rızkımızı kesemez, canımızı alamaz. Allah bir kapıyı kapatırken diğerini açar. O, kendisine güvenenlerin güvenini asla boşa çıkarmaz. Allah’tan korkan ve O’na kulluk edenler hiç kimseden korkmazlar. Ancak O’ndan korkmayanlar herkesten korkar, kula kulluk ederler. Cenabı Allah’ın Yüce Kitabı’nda da belirttiği gibi bizim hayır zannettiğimiz bazı şeylerde şer, şer zannettiğimiz bazı şeylerde ise hayır vardır. Bunu biz bilemeyiz. Ancak Allah bilir. Bu nedenle bundan sonra ne yapacağımı ne ben düşündüm, ne de arkadaşlarım.
Yukarıda da belirttiğim gibi ne Mütevelli Heyete ne de Sayın Rektör’e kırgınım. Mütevelli Heyetteki pek çok değerli insanın bu kararı isteyerek vermediği, Üniversite dışından bazı zorlamalara muhatap oldukları için imza atmak durumunda kaldıkları yönünde duyumlar almaktayım. Ben sadece Üniversiteye, Üniversite dışından yapılan müdahalelere tepkiliyim.
Sevgili öğrenciler, ben sizlere sadece hukuk kurallarını değil aynı zamanda dürüstlüğü, iyi ahlâkı, erdemli bir insan olmayı, doğruluktan ve adaletten ayrılmamayı, kula kul olmamayı, inandığımız doğrular uğruna mücadele edebilmeyi, dik durabilmeyi, medeni insan olmayı, sevgiyi, saygıyı ve kardeşliği öğretmeye çalıştım. Ne mutlu bana ki emeklerim boşa gitmemiş. Bu üzücü olayların beni mutlu eden tek tarafı verdiğimiz emeğin boşa gitmediğini görmek oldu. Türkiye’de kaç tane öğretim üyesi görevden alındığı zaman öğrencileri tarafından arkasından gözyaşı dökülmüş, uğruna mücadeleler verilmiştir bilemiyorum. Eminim başkaları da vardır. Ama gerek sizlerin gerekse Selçuk Üniversitesi’ndeki dersine bile girmediğim, beni sadece kitaplarımdan tanıyan ya da adımı duyan öğrencilerimin vermiş olduğu bu destek beni ziyadesiyle duygulandırmış ama aynı zamanda omuzlarımdaki yükü birkaç kat daha arttırmıştır. Hepinizden Allah razı olsun. Ben “durun yapmayın” desem bile biliyorum ki dinlemeyeceksiniz. Çünkü benden çok kendi hakkınızın ihlâl edildiğini düşünüyorsunuz. Sizlerden tekrar tekrar istirham ediyorum. Lütfen olayın siyasallaştırılmasına müsaade etmeyiniz. Hukukun sınırlarının dışına asla çıkmayınız. Kimseyi kırıp incitmeyiniz. Başka arkadaşlarınıza ve yöneticilerinize karşı saygısızlık etmeyiniz. Kendi hakkınızı ararken başkalarının haklarını ihlâl etmeyiniz. Üniversitemize zarar verecek davranışlardan şiddetle kaçınınız.
Hepinizi muhabbetle kucaklıyor, gözlerinizden öpüyorum.

20.04.2013.
Prof. Dr. Şahin AKINCI
KTO Karatay Üniversitesi
Hukuk Fakültesi Dekanı


Günün Fırsatı http://www.travian.com.tr/

URL: http://www.gazeteselcuk.com/?p=3206

Yazan - Nis 20 2013. Kategori Gündem, KTO Karatay Üniversitesi. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

1 Yorum - “KTO Karatay Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Şahin AKINCI Açıklama Yaptı”

  1. Sonuna kadar yanındayız Şahin Hocam!

Yorum yaz


+ dört = 5

Foto Galeri