Gazete Selçuk

Haftanın Filmleri

Guy Ritchie’nin “Ateşten Kalbe Akıldan Dumana” (“Lock, Stock and Two Smoking Barrels”, 1998) ve “Kapışma” (“Snatch.”, 2000) filmlerinde ‘yan rol erbabı’ kimliğiyle çıkışa geçse de Jason Statham’in şimdilerde bir ‘B sınıf aksiyon yıldızı’ olduğuna şüphe yok. Kimi zaman “Ölüm Yarışı” (“Death Race”, 2008) gibi gerçek stüdyo projelerine girmesi, ‘Tetikçi’ (‘Crank’) serisi gibi bir yönetmenin boyunduruğunda adrenaline ve biçimciliğe uyum sağlaması ya da “Banka İşi” (“The Bank Job”, 2008) gibi dingin-hesaplı bir soygun filminin ana motivasyon kaynağına dönüşmesi bir tarafa, özellikle son üç yılda bir ‘J.S. seri üretimi’nden bahsetmek mümkün.

Hackford’ın alışkanlığı yetmemiş

Bu noktada Hollywood’un orta damarından Joel Schumacher, Renny Harlin ve John McTiernan’ın stüdyolardan uzaklaşıp ya B filmlerine kaydığı ya da piyasadan çekildiği bir dönemde bir başka ‘80’ler çıkışlı’ Taylor Hackford’ın projenin sürücü koltuğuna oturmasına şaşırmıyoruz. Belli ki kendisinin “Ray”den (2004) beri stüdyolardan uzak kalması bir dezavantaj getirmiş. “Parker” da büyük oranda deneyimli bir yönetmenin sinematografi ve kurgunun ‘seviye’ sorunu sebebiyle sinemaskop kullanımında reflekslerini kaybettiğini kanıtlayıp iki saatlik iddiasını tamamına erdiremeyen eserine dönüşüyor.

Özellikle açılış sekansındaki ‘kazık atma’ bölümünün paralel kurgudan müzik kullanımına kadar ince ince dokunduğu söylenebilir. Çok mekanlı bu zor sahnenin altından kalkabilen yönetmen, nedense sonraki kısımlar için –biraz kapanış sekansını ayırabiliriz- aynı özeni göstermemiş. Daha kısa süreli sekansları tercih edip adeta kaçak dövüşmüş. Bunun sebebi Hackford’ın hikayenin kendisini ciddiye almasından, yani daha önce böylesi ihtiyaca sahip metinlerle yaptığını uygulama arzusundan kaynaklanıyor.

Uyarlama açısından bir başıboşluk hakim

Safkan aksiyonun artık B sınıfına transfer olduğu bir dönemde Fransa girişli seriye dönüşen ‘Takip’ (‘Taken’) gibi bir çöpün stüdyo desteğine layık bulunduğunu ve ‘Cehennem Melekleri’ (‘The Expendables’) serisinin demodeliğine alaycı yaklaşımıyla eğlendirdiğini biliyoruz. ‘Tetikçi’ gibi yönetmen kalitesiyle öne çıkan eserler de biraz bu ‘pörsümüş kahraman prototipi’ni kenara itecek ‘bağımsız kan’ı canlandırmaya yarıyor aslında.

Ancak burada Donald E. Westlake’in ‘The Hunter’ romanının üçüncü majör uyarlamasında ortaya çıkan durum çok iç açıcı değil. “Parker”ın, “Dönüşü Olmayan Yol” (“Point Blank”, 1967) ile psycho-noir mirasında iz bırakmış ‘gangster hissiyatı/kimlik arayışı’ meselesini ‘Porter’ adlı karakterle uygulama arzusunu başka bir isimle üzerine alması projenin sonunu hazırlamış. “Gününü Göreceksin”de (“Payback”, 1999) en azından karanlık bir duruşla ‘eli yüzü düzgünlük’ kokan ikinci uyarlamayı görünce 2013 model sinema temsilinin başıboşluğu daha iyi açıklanabilir. Gammazlanan Statham’in girdiği ‘dönüşü olmayan yol’da, Michael Chiklis, Wendell Pierce gibi buram buram TV yüzü kokan oyuncuların yapmacık halleri bir kenara Jennifer lopez’in sanki bir sahnede iç çamaşırlarıyla gözükmek için para aldığı izlenimi vermesi, hazin durumu büyük oranda açığa çıkarıyor.

 

Ne bir ‘Taşıyıcı’, ne bir ‘Tetikçi’ olabiliyor

Hackford ise sanki elinde kalan bu ciddiye alma meselesinin içinde para kazanmaya çalışıyor gibi geri çekiliyor. Yapma flashbacklerin, yüz ifadeleriyle yüklediği ‘kitsch’ tavır, bir anlamda sürecin sükunet patlaması yapmasından ve eserin mafya babalarından intikam alma üzerine kurulu omurgasından kaynaklanıyor. Büyük oranda da “Parker” ismi ne bir ‘Taşıyıcı’ya, ne bir ‘Tetikçi’ye dönüşüyor.

Sadece sırfen aksiyonu öne çıkarmayla bertaraf edebileceği ‘sorumluluk’ duygusunu, kendini fazla önemseyerek Hackford’ın ‘aksiyon fakirliği’ sebebiyle gerçekleştiremiyor. Görüntü yönetmeninin deneyimsiz imzasıyla beyaz tonun ötesine geçememesinin üzerine müzik kullanımının tiz, tanıdık ve video raflarına uygun boyutsuzluğu da eklenince teknik yetersizlik de anılır hale geliyor.

 

Bu polyannacılıkla bir Steven Seagal yaratmak ne kadar akıl karı?

Böylece Statham, bir kez daha gurur uğruna karizmatik figürünü canlandırmaya çalışıyor. Ancak bu konseptten aksiyon çıkarmak birazcık hayalcilik ya da polyannacılık olarak açığa çıkıyor. Ama elbette Jason Statham ile 90’ların Van Damme’ını, Norris’ini ya da Seagal’ını karşılaştırıp ‘laf oyunları’, ‘çeviklik’ ve ‘dövüş sanatları’ uzantısıyla gelen alaycı kahramanlık ve yenilmez armadalık bu konuda ‘beklenti’si olanları tatmin edecektir.

Hatta J.S. etiketinden Seagal’ın yaptığı gibi yakında bir dövüş sanatı ismi de ortaya çıkabilir. Ancak günümüz aksiyonunun bu seviyede bir yaklaşımla, ‘Zor Ölüm’ (‘Die Hard’) serisinin dördüncü filmindeki ‘fantastik’e yaklaşan abartılar olmadıkça bu duruşu kaldırması zor gözüküyor.

 

FİLMİN NOTU: 3

Künye:

Parker

Yönetmen: Taylor Hackford

Oyuncular: Jason Statham, Jennifer Lopez, Clifton Collins Jr., Nick Nolte

Süre: 116 dk.

Yapım yılı: 2013

 

BİR NEV’İ 80 GÜNDE DEVRİALEM

El çizimi Fransız animasyonlarının bir yenisini sunan “Zürafa”, sadece çocuk kitleye hitap eden görünümünü arka fonda yetişkinlere uygun derinlikle tamamlıyor. Böylece düşük tempo ve demode macera algısı yapıya zarar verirken, ‘lider’ prototiplerinin yaratılışı da aynı yönde ‘defo’ haline dönüşüyor. Bu durum büyük oranda Rémi Bezançon-Jean-Christophe Lie birlikteliğinin ‘çekirdek’ten kaynaklanan ‘kan uyuşmazlığı’ problemini açığa çıkarmaya yarıyor.

Büyük kısmı çölde geçen ve “Çölde Çay”ın (“The Sheltering Sky”, 1990) görüntülerini ‘80 Günde Devrialem’ evreninde canlandırmış gibi duran “Zürafa” (“Zarafa”, 2012), sömürge kültürü adına iç açıcı gözlemlere, durumlara ve sevgi dolu bir direniş hikayesine sahip. Buna paralel olarak 19. yüzyılda Fransa’nın sömürgesi olan Mısır uyruklu ana karakterin bir ‘zürafa’yı Paris’e götürme adına çıktığı yolculuk ‘esas dayanak noktası’na dönüşüyor. Ancak bu omurga, senaryonun didaktik diyaloglar üzerine kurulmasıyla ilerlerken büyük oranda ‘final’in hakkıyla getirilmesinden ziyade ‘ara virajlar’ın doğru alınamamasını sağlıyor. Öyle ki Rémi Bezançon’un kurmacadan animasyona geçerken attığı adımların büyük oranda ‘proje etiketi’ adına ‘işevsel’ durduğu kesin.

 

Ekip ve çizimler yerinde, ama senaryoda sıkıntılar var

Hem Hollywood hem Sylvain Chomet görmüş animasyon konusunda tecrübeli bir isimden, Jean-Christophe Lie’den faydalanması da bu bağlamda değerlendirmeye tabi tutulabilir. “Zürafa”nın büyük oranda proje aşamasında her şeyi ‘net ve yerinde’ tanımladığını itiraf etmeliyiz. Bezançon’un “Havada Aşk Var” (“Ma Vie en l’Air”, 2006), “Aramızda Bebek Var” (“Un Heureux Evénement”, 2011) gibi popüler sinema diline hakim eserlerin ardından bir de ‘macera omurgası’na atılması gayet akıl karı duruyor.

Ancak sanki Alexander Abela-Bezançon ikilisinin senaryo aşamasında karakter yaratımıyla antipatik bir yol belirlemesi, diyalogların da ders vermenin ötesine gidememesi dramatik yapının düşük tempoya çarpıp yıkılmasını sağlıyor. Böylece karşımıza büyük oranda hayvan ve çevre sevgisi aşılarken doğal ortamından kültürleşmeye gelen, Osmanlı padişahı ve Fransız kralıyla muhatap olan karakterlerin gidişatına odaklanmak kalıyor.

 

Tür konseptinin demodelik ve sempatiklik açmazlarına düştüğü söylenebilir

Ama Fransız kralının kurbağa gibi çizilmesi, arka plandaki fotoğraflama becerisinin animasyon bütünlüğüne yayulmasını engelliyor. Bu da filmin eski model tür konseptini değerlendirememesinin ötesinde Fransız el çizimi geleneğine mahkum olup ‘özgün’ yöre animasyonlarıyla yarışamamasını da sağlıyor.

Baştan start alan masal görünümlü ‘anlatı’nın getirdikleri ise hiç de dış sesi sempatik kılamıyor. Aynen diğer özellikler gibi… Doğrusunu söylemek gerekirse “Zürafa”dan geriye sadece Fransa-sömürge hakları ilişkisi adına kültürel bir el çizimi animasyonu kalıyor.

 

FİLMİN NOTU: 3.5

 

Künye:

Zürafa (Zarafa)

Yönetmen: Rémi Bezançon, Jean-Christophe Lie

Süre: 78 dk.

Yapım yılı: 2012

 

KEREM AKÇA’NIN VİZYON FİLMLERİ İÇİN YILDIZ TABLOSU

Açlığa Doymak: 3.5

Anna Karenina: 9.9

Aşk (Amour): 5.5

Babamın Sesi: 5.5

Bana Bir Soygun Yaz!: 1.2

Bekarlığa Veda (Bachelorette): 5.4

Bitik Şehir (Broken City): 3.9

Celal ile Ceren: 4.1

Cherry’nin Hikayesi (About Cherry): 6

CM101MMXI Fundamentals: 2

Çakallarla Dans 2: Hastasıyız Dede: 2.5

Çalıntı Hayat (The Words): 4

Düşler Diyarı (Beasts of the Southern Wild): 7.8

Efsane Beşli (Rise of the Guardians): 5.5

Elveda Katya: 3

Entrika (Arbitrage): 3.5

Evrenin Askerleri: İntikam Günü (Universal Soldier: Day of Reckoning): 1.8

F Tipi Film: 4.6

Frankenweenie: 6.5

Görünmeyenler: 3.5

Gözetleme Kulesi: 3.8

Havana’da 7 Gün (7 Dias en La Habana): 5.8

Hayalimdeki Aşk (Ruby Sparks): 6.5

Hobbit: Beklenmedik Yolculuk (The Hobbit: An Unexpected Journey): 6.5

Htr2b: Dönüşüm: 3.5

Jack Reacher: 4.8

Kanunsuzlar (Lawless): 5.5

Karaoğlan: 1.2

Kıyamet Günü (The Impossible): 6.5

Kibarca Öldürmek (Killing Them Softly): 6.5

Laz Vampir Tirakula: 4.2

Mama: 6.1

Medyum (Red Lights): 3

Moskova’nın Şifresi: Temel: 3.4

Mutluluk Asla Yalnız Gelmez (Un Bonheur N’Arrive Jamais Seul): 4

Mükemmel Plan (Friends with Kids): 5.5

Oğlum Bak Git: 2.5

Operasyon: Argo (Argo): 4

Otel Transilvanya (Hotel Transylvania): 7

Paranormal Activity 4: 1.2

Pi’nin Yaşamı (Life of Pi): 4.5

Sen Dünyaya Gelmeden (Al Venuto Mondo): 4

Simurg: 4.7

Tepenin Ardı: 7.6

Uçuş (Flight): 4.9

Umut Işığım (Silver Lining Playbook): 6.5

Yakın Tehdit (Trespass): 4.1

 

Not: Yıldızlar, 10 üzerinden verilmektedir.


Günün Fırsatı http://www.travian.com.tr/

URL: http://www.gazeteselcuk.com/?p=2390

Yazan - Oca 29 2013. Kategori Gündem. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz


× beş = 10

Foto Galeri